İhsan Oktay Anar ile Düşsel Yolculuk

İhsan Oktay Anar “Yedinci Gün” adlı eseriyle bizi yine düşsel bir yolculuğa çıkarıyor.

İhsan Oktay Anar benim çok ama çok sevdiğim nadide yazarlar listemde yer alan çok kıymetli bir isimdir. Onunla ilk tanışmam ‘Puslu Kıtalar Atlası’ adlı eseriyle olmuştu. Hâttâ eseri okuduktan sonra “İŞTE BUDUR!” diye haykırdığımı da itiraf etmekte hiçbir sakınca bulmuyorum. Onun düş dünyasında romanlar boyunca gezinmek bana nedense büyük bir keyif veriyor.

Uzun zamandır rafımda olan ve yakın zamanda bitirdiğim ‘Yedinci Gün’ adlı eseri de yine Anar çarpması yaşayacağınız türden bir kitap.

‘Anar Çarpması’ da ne ola ki demeyiniz! Anar okumayı sevenler ne dediğimi gayet iyi anlayacaktır.

Hemen hemen her eserinde dikkatimi çeken, insanın insan olma yolundaki serüveni bu kitapta da hakim. Ama bunu öyle güzel ve düşsel bir dünya yaratarak bize sunuyor ki nihayi mesajı zaman zaman unutup kendinizi o yolculardan biri olarak buluveriyorsunuz.

Kitap üç bölümden oluşuyor “Baba-Oğul-Hayalet”

Şimdi siz diyeceksiniz ki “Baba-Oğul-Kutsal Ruh” üçlemesine bir atıfta mı bulunmuş acaba. Bununla ilgili ben de başka sitelerde yorumlar okudum.Vallahi ne diyeyim olabilir de olmaya da bilir. İhsan Oktay Anar okurken beyin hücrelerimi yaktığım doğrudur.

Yalnız dikkatimi çeken bir şey de bu eserinde sanki demeyeceğim -diğer eserlerini de okumuş biri olarak- açıkça dili daha ağır geldi bana.Osmanlıca sözcüklere aşinalığım olsa da dili ağır geldi diyebilirim. Hatta bazı bölümleri hiç anlamadığım için paragraf atlamaları bile yaptım okurken, ben de yalan yok!

Ama yine de İhsan Oktay okuma inadım beni bir türlü rahat bırakmıyor. Dilinde, kahramanlarında, mekanlarında, mizahında öyle bir çekicilik var ki sizi sarıp sarmalıyor.

İhsan Oktay Anar’ı anlamak için eserlerini çıkış sırasına göre okumanızı tavsiye ederim.

Anlamak derken bazen kendime bile baştan sona tekrar mı çıkış sırasıyla okusam romanlarını diyorum. Çünkü zaman zaman bu okumalarımın beni tatmin etmediği hissine kapılıyorum. Yani yeterince emek vererek okumadın, acaba eserin hakkını mı veremedim, gibi sorular kafamı meşgul ediyor. Bunların hepsi sevgiden… İnsan sevdiği için “Acaba yeterince sevgimi gösterebiliyor muyum?” gibi bir tedirginlik yaşar ya. İşte benimki de bu türden bir tedirginlik!

Anladığınız üzere ben bir Edebiyat Eleştirmeni değil bir okuyucuyum sadece ve bu sebeple yorumlarım kesin doğruluk taşımamaktadır.Sadece gözlem ve izlenimlerimden oluşmaktadır.

 

Anar Kimdir, Biraz Tanıyalım

1960 yılında Yozgat ‘ta dünyaya gözlerini açan Anar, Ege Üniversitesinde Felsefe eğitimini tamamladıktan sonra yine aynı üniversitede doktorasını yaprak öğretim üyesi olmuş bu üniversitede hocalık yapmıştır. Yakın zamanda hocalığı bırakmıştır .

 

Çevirmenlik de yapan Anar’ ın ilk kitabı Puslu Kıtalar Atlası 1995′ te yayımlanmıştır.

Ihsan-oktay-anar-puslu-kitalar-atlasi

 

 

 

 

 

Farklı dillerde de yayımlanan bu eserin  İlban Ertem’in kaleminden çıkmış bir de çizgi romanı vardır.

Çizgi roman severler tarafından da büyük ilgi görmüş bir kitaptır.

Anar’ ın Diğer Eserleri:

1996

1998

2005

2007

2012

2014

 

 

 

 

 

 

 

Doğrudan cihazınızda gerçek zamanlı güncellemeleri alın, şimdi abone olun.

Deneyiminizi geliştirmek için bu web sitesi çerezleri kullanır. Devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazla Bilgi